Ufuk Özkan’dan sevindirici haber: 15-20 gün içinde setlere döneceğim

17 gün önce karaciğer yetmezliği belirtileriyle kliniğe yatan ünlü oyuncu Ufuk Özkan geçtiğimiz günlerde taburcu olmuştu. Özkan, yaşadığı hastane süreci ile ilgili Sabah gazetesinden Tuba Kalçık’a açıklamalarda bulundu.

İşte Kaçık’ın Ufuk Özkan ile olan röportajı:

Siroz tanısı ile hastanede tedavi gördünüz. Önceki gün de çıktınız. Şu an nasılsınız?

Kendimi iyi hissediyorum, evde dinleniyorum, İlaçlarıma devam ediyorum. Beslenmeme dikkat ediyorum. Hastaneye ilk girdiğimde nakile ihtiyaç olup olmadığının araştırması yapıldı. Kendimi yorgun hissediyordum. 18 gün hastanede kaldım, ilk 2 hafta yoğun geçti, tetkikler, tahliller, ultrasona kaç kere girdiğimi hatırlamıyorum. 3 küçük operasyon geçirdim, özel bir diyet uygulandı bana. Değerlerim sabitlenince organ nakline gerek kalmadığını ve tedavime ilaçlarla devam edeceğimi öğrendim. Daha pozitif düşünmeye başladım. Sevenlerimin mesajları ve duaları da hep yanımdaydı. Herkese teşekkür ederim.

Şunu da söyleyeyim; Türkiye’de organ nakli bekleyen çok insan var. Allah hepsinin yardımcısı olsun. Toplumumuzda organ bağışına yönelik bakış açısının değişmesi gerekiyor. Çünkü organlarını bağışlayan insanların sayısı çok düşük. Organ nakli bekleyen bu kadar çok insan varken, bence organ bağışı sayısı çok yetersiz. Ben 15 yıl önce organlarımı bağışlamıştım. Toprağın altında organlarım çürüyeceğine insanlara umut olsun istedim. Bu konuda el birliğiyle toplumsal farkındalığı arttırmamız gerekiyor. Sağlığımız, tadımız tuzumuz.

Sağlık Bakanımız Fahrettin Koca’ya teşekkür ettiniz sosyal medya hesabınızdan…

Evet. Bakanımız sağ olsun ilk günden itibaren benimle yakından ilgileniyor. Yoğun programına rağmen benimle sürekli mesajlaşıyor. Fahrettin Bey’in böyle ilgili olması bana güven veriyor, samimiyetini hep hissettiriyor. Bakanlıktaki basın müşavirleri, Özel Kalem iki-üç günde bir beni arayıp halimi hatırımı soruyor. İçişleri Bakanlığı da tedavi sürecimde benimle yakından ilgilendi. Hepsine çok teşekkür ederim. Sosyal medyadan bana binlerce mesaj geliyor. İnanın bu kadar sevildiğimi bilmiyordum.

Sosyal medyanızdan ‘Oğlum için geri döneceğim’ diye bir açıklamada bulundunuz…

Tedavi sürecinde en büyük motivasyonum oğlum oldu. Oğlum da meslek olarak oyunculuk yapmak istiyor. Onunla ilerleyen günlerde ilk defa bir filmde rol alacağız. Birlikte aynı filmde oynayacağımız için çok mutluyum. Ben meslek hayatıma mutfaktan başlayarak geldim. Kostüm ütülemekten, yer göstericilikten geldim bu noktaya.

Ferhan Şensoy’dan, Rasim Öztekin’den, Zihni Göktay’dan, Haldun Dormen’den, Yıldız Kenter’den çok şeyler öğrendim. Onlar benim hocalarımdı. Ferhan Şensoy’dan Türk Tiyatrosu’nu, Anadolu kültürünü, Haldun Dormen’den de Batı Tiyatrosu’nu, batı kültürünü öğrendim. Konservatuardan aldığım eğitimin yanı sıra Ferhan Şensoy ve Haldun Dormen’den öğrendiklerimi birleştirerek oyunculuğumu geliştirdim. Konservatuardan mezun olduğumda üç yabancı dil biliyor gibi hissediyordum. Ferhan Şensoy’dan öğrendiklerim, Haldun Dormen’den ve Yıldız Kenter’den öğrendiklerim benim için çok kıymetli. Çok emek verdim mesleğime, hâlâ da kendimi geliştirmek için çalışıyorum. Oyunculukta mutfaktan gelmek çok önemli

Oğlunuz da mı benzer bir yoldan geçecek?

Aslında oğlum, 5-6 ay öncesine kadar oyunculuğu düşünmüyordu. Şimdi oyuncu olmak istiyor. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Lisesi Tiyatro Bölümü’ne başladı. Bir yandan da bir sanat okulunun yaz okuluna başladı. İki yıl sonra da konservatuara gitmek istiyor. Benimle aynı film setinde bulunup, küçücük rolle de oyunculuğa başlayacak. İşi sette, mutfağında öğrenmesini istiyorum. Benim de hep yanımda olacağı için zamanla daha da pişecek. Benim için önemli olan oğlumun seveceği ve kendini güvende hissedeceği mesleği yapması. Ben onu her zaman destekliyorum. Mühim olan oğlumun mutlu olması…

Tedavi sürecinde kendinizi Türk hekimlerine emanet ettiniz. Bununla ilgili neler söylemek istersiniz?

Tedavi gördüğüm hastanenin üçte birini yabancı hastalar oluşturuyordu. Bu bile Türkiye’nin sağlık alanında ne kadar ileri bir noktada olduğunu gösteriyor. Tıbbın birçok alanında gerçekten çok iyi doktorlarımız var. Tedavi noktasında da çok başarılılar. Yurt dışından da bu kadar yoğun hasta gelmesi bu başarının sonucu.

Devletimiz de sağlık alanında çok büyük imkanlar sunuyor bizlere. Devletimiz her zaman yanımızda, bundan dolayı da müteşekkirim. Ulu Önder Atatürk “Beni Türk hekimlerine emanet edin” derken, bugünleri öngörmüş. Gönül rahatlığıyla kendimi Türk hekimlerine emanet ediyorum ben de.

15-20 gün içinde tekrar çalışmaya başlayacağım. ‘Bahtsız Bahtiyar’ isimli çok güzel bir film projesinde yer alacağım. Yönetmenliğini İhsan Taş’ın yaptığı projede ‘Bahtiyar’ rolünü canlandıracağım. Sağlık bu hayattaki en büyük servet. Sağlığıma kavuşup, yeniden işime dört elle sarılacağım için de çok mutluyum.

patronlardunyasi.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir